13 Ağustos 2014 Çarşamba

Michael Crichton'dan Next*



Michael Crichton, ülkemiz için pek tanınan bir sima olmasa da, yazmış olduğu muazzam seri için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Jurassic Pak’dan bahsediyorum.

“Sıradaki”nde, Crichton gerçek ve kurguyu mükemmel bir şekilde harmanlamış. Anlattıkları hayal ürünü olsa dahi, bilimsel verilerle öyle akılcı şekilde desteklenmiş ki, okurken “neden olmasın?” diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.

“Muazzam bilimsel sıçramaların gerçekleştiği, yumurtalarımızla spermlerimizin internette binlerce dolara satıldığı ve eşlerimizde genetik hastalıkların bulunup bulunmadığını anlamak için test yaptırmanın mümkün olduğu bir çağdan”, “genlerimizin beşte birine başkalarının sahip olduğu ve durumdan habersiz insanların ve ailelerinin, kromozomlarında bazı değerli genler var diye ülkenin her yerinde takip edildiği” bir dönemden bahsediyoruz.

“Sıradaki” sadece bir roman değil, aynı zamanda bilim ve ahlak kavramları üzerine bir deneme.

Murat Gülsoy'dan Bu Kitabı Çalın! (Hayır, Çalmayın)*



38. Sait Faik Hikaye Armağanı’nın sahibi, 12 adet hikayenin müellifi.

“Bu Kitabı Çalın” ve “Yazarın Belleği” adlı hikayeler, yazma ve okuma eylemlerine direkt yazarın gözünden ışık tuttuğu için özellikle ilgi çekici. “Bu Kitabı Çalın”da, yazar ve okur arasındaki görünmez bağ ve bu bağı görünür kılma isteği kaleme alınmış.

“Yazarın Belleği” ise daha da soyut bir ilişkiyi, yazar ve can verdiği roman kahramanı arasındaki çetrefilli ilişkiyi gözler önüne sermekte. Acaba yazarından bağımsız bir roman kahramanı düşünülebilir mi?

Kalan 10 hikayenin isimleri ise şöyle:

-Kayıp Eşyalar Bürosu
-Hindistan Yolculuğu
-Hızlı Düşünme Sanatı
-54 Numara’nın Esrarı
-Kötü Yola Düşen Ev
-Hasta Bir Konak
-Birkaç Dolar İçin
-Kukla
-Sakla Beni
-Yasadışı Öyküler

22 Temmuz 2014 Salı

Ernest Cline'dan 80'ler Soslu Bir Sanal Gerçeklik Hikayesi: Ready Player One*



506 sayfalık bir sanal gerçeklik güzellemesi. Kaynakları tükenmiş; açlığın, kıtlığın ve şiddetin baş gösterdiği bir dünyada özel konsol, gözlük ve eldivenlerle OASIS adlı bir yazılıma sığınan ve yalnızca yemek yemek gibi insani ihtiyaçları karşılamak için bağlantıyı kesen insanlar.

2045 yılında geçen hikayede, tam bir 80’ler nerd’ü olan Wade/ Parzival ile tanışıyoruz. 80’ler nerd’ü derken abartmıyorum, kitabın neredeyse her sayfası o döneme ait göndermeler içeriyor. Filmler, şarkılar, kitaplar...

Parzival, OASIS’in yaratıcısı James Holliday’in yazılımın içinde bir yerlere sakladığı ipuçlarına ulaşmaya çalışıyor. Bu sayede Holliday’in bıraktığı mirasa sahip olabilecek. Bu da işine geliyor zira zaten Wade olarak gerçek dünyada bir varlık gösteremiyor ama OASIS içinde Parzival olarak bir şansı var; orada istediği kişi olabilir. 

OASIS oldukça ayrıntılı yaratılmış bir evren. Sanal gerçekliğe dair detaylı tasvirler mevcut, kendinizi o evrenin içinde hissetmek, hayal etmek çok kolay. Karakterlerin gerçek benliklerinden kaçıp avatarlarına sığınma ve içinde bulundukları dünyadan silinme çabaları ise şu anın bir adım ötesi gibi.