25 Temmuz 2013 Perşembe

Beth Revis'den Evrenin Ötesi*




Bu kitap hakkında öyle övgü dolu sözler duymuştum ki, beklentilerim had safhada başlamıştım okumaya. Fakat sonuç müthiş bir hayal kırıklığı.

Öncelikle çeviriden ve redaksiyondan bahsetmek lazım. Kısaca şöyle söyleyeyim, son zamanlarda gördüklerimin en başarısızı. Kitap kapağına New York Times Bestseller etiketini yapıştırmak kolay ama onun hakkını vermek zor iş değil mi Olimpos Yayınları? Kanımca, hem bu kadar kötü bir çeviri hem de bu kadar kötü bir imla okuyucuya saygısızlığın vücut bulmuş halidir. Unutulmamalı ki, redaksiyon bir kitabın yayınlanma sürecindeki  en önemli ayaklarından biridir ve kesinlikle, ama kesinlikle atlanmaması gerekmektedir. Bu kitapta ise görmezden gelindiği apaçık ortada.

Bu iki önemli unsuru bir yana bırakıp, içeriğe gelirsek ondan da pek fazla medet umulmaması gerektiğini söyleyebilirim. Aslında oldukça ilgi çekici başlayan ama sonra gittikçe yavanlaşan bir konu var maalesef elimizde. Yazar sanki ilk bölümde tek atımlık şansını kullanmış, sonrası ise puff! Kof sayfalar. Ortaokul seviyesinde bir dil. 

Evrenin Ötesi, 3 kitaplık bir serinin ilki. Serinin ikinci kitabı olan Bin Muhteşem Güneş de dilimize çevrilmiş durumda, üçüncüsü ise muhtemelen çok yakında raflarda yerini alacak. Ben seriyi tamamlamayı düşünmüyorum zira okunacak çok daha iyi kitaplar var. 'Başladıysan bitir' şeklindeki son derece gereksiz kitap okuma mottomdan kurtulabildiğim için bunu yaparken hiç zorlanmayacağım da. Zira zamanımız bu kadar kısıtlı ve kıymetliyken, sevmediğimiz şeyler üzerinde diretmek çok ama çok saçma.

Olimpos Yayınevi'nin iyi bir çevirmen ve redaktörle anlaşması dileğinde bulunur, yazıyı sonlandırırım.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

David Nicholls'dan Bir Gün*


İlk 3 sayfası övgülere ayrılmış, bir sürü dile çevrilmiş, üzerine bir de filme uyarlanmış olan bu kitabı duymayan kalmadı sanırım. Ben oldukça geç okudum ama mazeretim vardı. Film afişinin basılı olmadığı kapağı aradım uzun süre. Zira kitap kapaklarının film afişi olmasından zerre haz etmiyorum, o ticari kaygı fazlasıyla canımı sıkıyor. Gerçi eski kapaklı versiyonu bulduğumda da ayrı bir sıkıntıyla karşılaştım ki o da kitabın ilk basımlardan biri olmasından mütevellit inanılmaz redaksiyon hatalarıyla dolu olmasıydı. Yeni basımlarda ikinci bir okuma yapılıp bu hatalar düzeltildi mi bilemiyorum fakat bendeki eski basımın durumu içler acısıydı.

Konudan bahsedelim.

Emma ve Dexter, 1988.

Üniversiteden mezun oldukları geceyi birlikte geçiren çiftimiz ertesi gün ayrılırlar. İkisi de bir ilişki yaşayamacaklarının farkındadırlar ama zaman içerisinde aralarında beklenmedik bir bağ kurulur. Hani ne tam olarak arkadaş, ne de sevgili olabildiğiniz, aralarda bir yerlerde serseri mayın gibi dolaştığınız ilişkiler vardır ya, Em ve Dex'de tam da bu durumun ortasına düşüverirler. 20 sene boyunca oradan oraya savrulurlar ama asla tam olarak kopmazlar.

Kitap, her yerde lanse edildiği gibi müthiş bir aşk hikayesi değil aslında. O pespembe hikayelerde esamesi okunmayan kırgınlıklar, kızgınlıklar, aldatmalar, aşağılamalar ve aşağılanmalar bu kitapta bolca mevcut. Em ve Dex'in de o alışıldık roman kahramanları ve onların akıl almaz mükemmellikleriyle uzaktan yakından alakası yok mesela. İkisi de gayet falsolu hayatlar yaşayıp, saçma sapan hatalar yapabiliyorlar. Hepimiz gibi. Yani aradığınız peri masalına şu anda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Bu arada kitabın film uyarlaması oldukça başarılı. Üşenirim, kitabı okuyamam derseniz aşağıda fragmanı var, bir göz atın.