9 Mart 2013 Cumartesi

Murathan Mungan'dan Eldivenler, Hikayeler*



Murathan Mungan'ı severim.  Gözlem gücü ve empati yeteneğinin çok yoğun olduğunu ve bu vesileyle özellikle kadın hikayelerini çok iyi anlattığını düşünürüm. Ama 10 tane hikayenin yer aldığı bu kitabı çok da severek okuyamadım doğrusu. Hikaye yazmanın zorluğu zaten ortada. Nicelik az, nitelik çok olmalı. Yani az sayfa, bol duygu.  Ben bu hikayelerde o yoğunluğun içine giremedim. Yazarın erken dönem eserlerinden birini okuyor gibiydim. Toy bir kalem vardı sanki karşımda. Ama pek de beğenmediğim bu kitabın içinde bir tane hikaye var ki, onun hakkını yemek istemem: Krepen'in Duvarı. O lezizdi işte. 

Şimdi hikayeler ve onlardan minik alıntılar.  Parça, bütüne dair fikir versin diye.


Eldivenler
Kapının arkasında, etekleri ve kol ağızları eprimiş sabahlığı asılıydı. Bütün bu manzara içinde, bana en mahzun gelen şey, o sabahlık oldu. Bir kadının bütün sabahlarının söndüğünü söylüyordu. Artık bir daha, uyanır uyanmaz yatağından kalkıp ayaklarına terliklerini, sırtına sabahlığını geçirip mutfağa, çayın altını yakmaya gideceği sabahları olmayacaktı hiç. Ne tuhaf, insana bunu düşündüren şey, kadının ölmüş olması bilgisinden çok, toplamına hayat dediğimiz gündelik alışkanlıklarımıza işaret eden bir eşyanın varlığı oluyor. İçi boşalmış bir sabahlık, birdenbire ölümü her şeyden çok daha iyi anlatabiliyor. Eşya da insandan böyle alıyor öcünü.

Ansızın Her Şey
Çocuklar acımasız ve zalimdirler; her şeyi çabuk görür ve çıplak bir dille hemen söylerler; dili giydirmeyi sonradan öğrenir insan.

Kaset
Kişisel kazıların  çoğu, bizi kendimize rağmen olan yanlarımızla yüzleştirir ve bu, çoğu kez hiç hoşumuza gitmez.

Yaz Gibisi Var Mı?
Birden körfezden kopup gelen rüzgar dolduruyor arabanın içini. 'Bak işte bu rüzgar hiçbir yerde yoktur,' diyor. 'Hey yavrum, İzmir'in imbatı derler buna, askerdeyken Erzincan'ın dağında bile burnuma gelir, yüreğimi sızlatırdı meret. Bazen insan bir kokuya sebep döner gelir aynı yere.

Kötü Adamla Kötü Kadının Aşkı Üzerine Küçük Bir Film
Belki içimizdeki kötülüğün renkli oyunlarına fazl kapıldığımız için, aşk bizden uzak sanıyorduk. Ya da aşkı fazla temiz bir şey sanıyorduk.

Krepen'in Duvarı 
Biliyorum, karımın kahramanı değildim.

Islık
Delikanlı gülümseyerek yoluna devam ederken, marşın geri kalanını ıslıkla sürdürerek o da Hatice'ye cevap veriyor:
Anamız amele sınıfıdır
Yurdumuz bütün cihandır bizim
Hazırlandık son kanlı kavgaya
Başta bayrağımız sosyalizm
Bayrağını yükselt, daha daha yükselt
Yükselt bayrağı yukarı
Bugüne vuralım
Yarını kuralım
Kaldıralım sınıfları...

Çarpışma 
Fazlalıklarının farkında olduğunuz ama bir türlü kendinizi alamadığınız durumlar vardır. Onlardan birinin içindeydim.

Tabut
'Hatırlıyor musun,' diyorum. 'Bir keresinde bana ne demiştin?' 'Neydi,' diye soran bakışlarla bakıyor yüzüme. 'Sen niye iyi bir çevirmensin biliyor musun?' demiştin bana. 'Çünkü sen geçmiş zamanda yaşıyorsun. Edebiyat dediği geçmiş zaman işidir.' Doğruyu söylemiştin. Sahiden de öyledir. Edebiyatla uğraşan insan şimdiki zamanda iğreti durur.

Geçici Kesinlikler
Hiç kimseydim ben. Aşk, beni biri yaptı.

Son hikayenin içinde geçen bir cümle daha var ki bunu ayrıca yazma ihtiyacı duyuyorum zira ben bir kaç kez okumaktan kendimi alamadım. 

Ziyasını ufka vere vere, gözlerimi bu dünyaya kör ettiğimi artık biliyorum.

Daha güzel olamazmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder