6 Ocak 2013 Pazar

George R. R. Martin'den Kargaların Ziyafeti*


'Alev kehanetçileri sadece üç şeyin maddeden daha sıcak yandığını söylemişti: Ejderha alevi, dünyanın altındaki ateşler ve yaz güneşi.'




Kargaların Ziyafeti, Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin 4. kitabı. Seri, Türkiye’de Game of Thrones ismiyle tanınıyor, yani ilk kitabın ismiyle. Kargaların Ziyafeti aslında 4. kitap olsa da, Epsilon Yayınevi kitapları 1. ve 2. Kısım şeklinde ikiye bölerek basmayı tercih ettiği için, Türkçe edisyonunda 7. kitaba tekabül ediyor. Peki  ben neden okuduğum ilk 6 kitabı es geçtim ve incelemeye Kargaların Ziyafeti  1. Kısım’dan başladım? Çünkü önceki kitapları okuyalı çok uzun zaman oldu. Bu yüzden şimdilik bilgisi ve etkisi en taze olanla başlamak en mantıklısı.

Kargaların Ziyafeti’ni okumaya başlamadan önce, spoiler almamaya dikkat ederek şöyle bir kamu oyu yoklaması yapmıştım. Okuduğum tüm yorumların tek bir ortak noktası vardı, o da bu kitabın çoook sıkıcı olduğu yönündeydi. Öteki kitapların heyecanı yok, zaten ana karakterlerin çoğu kitapta yer almıyor, bu ne biçim iş diyorlardı. Evet gerçekten de önceki kitaplardan alıştığımız ve sevdiğimiz bir çok  karakter bu kitapta yok. Ama bu durum kitabın sıkıcı olduğu anlamına filan gelmiyor.  Hatta tam tersi, önceki kitaplarda çok fazla detaylandırılmamış yan karakterlerin daha ayrıntılı şekilde işlenmesi bence çok iyi bir fikir olmuş.

Jamie, Cercei, Sam, Arya ve Sansa önceki kitaplardan alışkın olduğumuz isimler. Bunların dışında daha önce satır aralarında sıklıkla ismi geçen ama tek başına bir roman bölümü oluşturmamış karakterler var bolca. Tarthlı Brienne, Prens Oberyn’in yeğeni Dorne prensesi Arianne Martell, Theon Greyjoy’un amcası Aeron Buharsaçlı, Prenses Mrycella’nın Dorne’deki muhafızı Arys Oakheart, kendini Balon Greyjoy’un bir numaralı varisi olarak gören Asha Greyjoy.

Özellikle Greyjoy Hanedanı hakkında daha ayrıntılı bilgi ediniyoruz bu kitapta. Balon Greyjoy’un ölümünün ardından tahtta hak iddia eden kardeşler ve kendini demir tahtın gerçek varisi olarak gören Asha Greyjoy birkaç bölümde karşımıza çıkıyor. Ayrıca Greyjoy Hanedanının çok önemli bir üyesine de tanıma imkanı buluyoruz:  Euron Greyjoy, nam-ı diğer Kargagöz. Ejderhaların varlığından haberdar olan Kargagöz, edindiği bu muazzam bilgiyle taht oyunlarında bir adım öne geçiyor.

Sıklıkla bahsi geçen bir diğer hanedan da Martell Hanedanı. Bundan önceki kitapta Dorne’nin kızıl yılanı Prens Oberyn, Lannister Hanedanının hizmetkarı Gregor Clegane tarafından öldürülmüştü.  Bu kitapta babalarının intikamını almak isteyen, Kum Yılanları olarak tanınan Prens Oberyn’nin gayrimeşru kızları ile Dorne Hükümdarı Prens Doran Martell’in kızı Prenses Arianne’yi tanıyoruz.  Arianne kendini Dorne'nin bir sonraki hükümdarı olarak kabul ettirmek için elinden geleni ardına koymayacak.

Sam'in ana karakter olduğu bölümlerde tanıdık bir sima karşımıza çıkıyor: Jon Kar. Omuzlarına Lord Kumandanlık payesi yüklenen Jon, eski Jon değil. Daha katı , daha soğuk. Belli ki sorumluluk Lord Kar'ı değiştirmiş.

Bir de Brienne var. Tarth’ın Bakiresi. Umutsuzca Sansa Stark’ı arıyor ama fersah fersah yol almasına rağmen yaklaşmaktan çok uzak. Yol boyunca kendiyle, geçmişiyle hesaplaşıyor. Çoğu zaman sinir bozucu fakat yine de ona acımaktan ve sempati duymaktan kendimizi alamıyoruz. Çünkü bütün şapşallığı ve kalın kafalılığına rağmen çok iyi yürekli, çok onurlu bir kadın o. Ya da yaver Podrick Payne’in deyimiyle Leydim. Sör.

Aslında Brienne'in tüm hayatı şu cümlelerin içinde gizli:

'Ben dövüşmek için geldim,' diye ısrar etmişti Brienne. 'Bir şövalye olmak için.'

'Tanrılar, dövüşmek için erkekleri ve çocuk doğurmak için kadınları yarattılar,' demişti Randyll Tarly. 'Bir kadının savaşı doğum yatağındadır.'

Ve Jamie. İlk kitaptan bu yana geçirdiği değişim, Kargaların Ziyafeti'nde doruk noktasına ulaşıyor. O artık eski Jamie değil, kendi vicdanıyla yüzleşmek zorunda kalmış yaralı bir adam. Doğal olarak Cercei bu durumdan hiç ama hiç memnun değil.

Kitabın adının Kargaların Ziyafeti olmasının da bir sebebi var tabi. Üç anahtar kelimeyle söyleyecek olursak; ölü, leş, karga. George Martin öldürmekten kaçınmıyor, hatta o kadar kaçınmıyor ki bir bakıyoruz en beklemedik anda, en beklenmedik karakterin kafası uçuvermiş. Eddard Stark'ın ölümüne inanamayıp, geri dönmesini bekleyen az okuyucu olmamıştır sanırım.


Son söz gece nöbetçilerinin Efkarlı Edd'inden gelsin.

Gördüğüm şeylerin yarısını asla görmek istemedim ve görmek istediğim şeylerin yarısını asla göremedim. Bence konunun istemekle alakası yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder