14 Aralık 2012 Cuma

E. L. James'den Karanlığın Elli Tonu veya Adını Klişe Koydum*


Sıra geldi sansasyonel serimizin ikinci kitabı Karanlığın Elli Tonu'na. Önce konudan kısaca bahsedelim.
İlk kitabın sonunda Ana, Mr. Grey'in arzu ettiği 'ilişki' biçimini daha fazla sürdüremeyeceğine karar verip ayrılık kararı alıyordu. İkinci kitap Ana'nın ayrılık acısıyla açılıyor (ağlamaktan kızarmış gözler, verilen kilolar vs). Tabi ki bu ayrılık çok sürmüyor, tekrar bir araya geliyorlar ve ta taa! Mr. Grey'de müthiş değişiklikler var. Artık o da şartsız koşulsuz, sadosuz mazosuz bir ilişki istiyor çünkü Ana'yı kaybetmekten çok korkuyor. Yılların kırbaçlı Christian'ı bir anda kalpli, ayıcıklı şeker bir adama dönüşüyor.
Bu kitapta Christian'ın geçmişine göz gezdiriyoruz nihayet. Çocukluğunda başına neler geldi de böyle bir insan oldu, nasıl acılar çekti de kafayı yedi gibi sorular az buçuk cevaplanıyor. Bir de Christian'ın Ana'dan önce yaşadığı sahip-itaatkar ilişki biçimini başlatan Elena'yı tanıyoruz. Bunun dışında çiftimiz güzel yemekler yiyor, güzel şaraplar içiyor, güzel yerlere gidiyor, özel uçaklarıyla 2 tur atıyor ve kaçınılmaz olarak non-stop seks yapıyorlar. Yazarımız, kitabı peri masalına bağlamaktan da kendini alamamış tabi ki. Daha 2 ay önce bırak ilişki yaşamayı, bir kadınla aynı yatakta dahi uyuyamayan; insanlarla gram yakınlık kuramayan sosyopat Christian, bugün bir saniye dahi düşünmeden Ana'ya evlilik teklif ediyor. Hıhım evet, gerçek aşk.

Bunun dışında Ana hep aynı Ana, Christian hep aynı Christian. Biri sürekli dudağını ısırır, kızarır; öteki gözlerini kısar, avcu kaşınır. Okuyucu da tasvirlerin tekrarından saçlarını yolma aşamasına gelir.
Bu kitap için de, ilkinde olduğu gibi beklentiyi yüksek tutmamak gerek, nihayetinde edebi bir eser değil. Kafa dağıtsın, eğlendirsin diye okunabilir ama zaman zaman içinizde vuku bulabilecek can sıkıntısı ya da Christian ve Ana'nın kafalarını birbirine vurma isteğine de hazırlıklı olmakta fayda var.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder