14 Kasım 2012 Çarşamba

Audrey Niffenegger'den Zaman Yolcusunun Karısı*

‘Seni seviyorum, daima... Zamanın hiçbir önemi yok.


Claire ve Henry.
İlk defa Claire’in evinin yakınlarındaki çayırlıkta karşılaşmışlardı. Claire henüz 6 yaşında küçücük bir çocukken, Henry 40larında koca bir adamdı ve o başka bir zamandan gelmişti. Bu sayısız karşılaşmalarının ilkiydi. Henry yıllar boyunca türlü zamanlardan çıkıp gelecek, Claire kendi zamanında sabırla onu bekleyecekti. Henry’nin hangi zamandan geleceği de kestirilemediği için Claire karşısında bazen saçları beyazlamış olgun bir adam, bazen de 20’lerinde genç bir adam bulacaktı. Ne olursa olsun Henry’yi sevecekti ama. Yaşlı versiyonunu da, genç versiyonunu da.
Henry küçüklüğünden beri zaman yolcusudur. Bazen geçmişini, bazen geleceğini ziyaret etmektedir ama 15 yıl şartıyla. Ya 15 yıl öncesine ya da 15 yıl sonrasına yolculuk edebilmektedir. İşin ilginç yanı, sadece şimdiki zamanın Henry’si seyahat etmemektedir, gelecekteki veya geçmişteki Henry’de bir ordadır bir burada. Bu yüzden Henryler sıklıkla karşılaşır. Yaşlı Henry’nin, çocuk Henry’ye yol göstermesi ya da olgun Henry’nin, genç Henry’yi bir bar kavgasından kurtarması olağan bir durumdur.
Henry bu şekilde zamanın içinde bir o yana bir bu yana savrulurken, Claire kendi zamanı içinde sabırla onun geleceği anları beklemektedir. Tüm çocukluğu bu bekleyiş içinde geçer. Henry gelir, 2 ay görünmez. Sonra yine gelir, bu sefer 6 ay ortaya çıkmaz. İşin tuhaf tarafı, o 6 yaşından beri Henry’ye aşıktır ama şimdiki zamanda Henry’nin ondan haberi bile yoktur. Hatta bir geçmiş buluşmalarında Henry, Claire’e şöyle der:
"...beni tekrar gördüğün zaman lütfen, lütfen seni daha önce hiç görmemiş olduğumu hatırla. Beni gördüğünde sana bir yabancı gibi davranınca sakın şaşırma; çünkü benim için yepyeni biri olacaksın ve lütfen herşeyi bir anda söyleyerek kafamı karıştırma. Acı bana Claire..."
İşte Claire sabırla bu anı beklemektedir, ikisinin de şimdiki zamanında karşılaşacakları o anı. Elbette ki o an gelecek, Claire ve Henry tekrar tanışacak, birbirlerine en baştan aşık olacaklardır.
Ömürleri boyunca birbirlerinden ayrı düşmek zorunda kalmış ama ruhen asla kopmamış bir çiftin öyküsünü anlatmış Audrey Niffenegger. ‘Zaman Yolcusunun Karısı’ onun ilk kitabı. Tüm dünyada çok sevilmiş, çok okunmuş bir kitap bu. Gayet kolay bir dille, akıcı bir şekilde yazılmış. Olaylar bir Claire’in gözünden, bir Henry’nin gözünden anlatılıyor. Romanın ilk 50 sayfasında bir tutukluk var gibi ama bu tutukluk hoop diye çözülüyor, sayfalar akıp gidiyor.
Büyük büyük laflar edip, küçük küçük sevmeyi marifet sandığımız bu günlerde böyle bir aşktan etkilenmemek de mümkün değil zaten. Son söz kitaptan,
‘Seni seviyorum, daima... Zamanın hiçbir önemi yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder