19 Kasım 2012 Pazartesi

Ayfer Tunç'dan Yeşil Peri Gecesi: 'Korkuyorum yaşamaktan ki çok güzel.'*

Sıra geldi Yeşil Peri Gecesi'ne. Kapak Kızı'nın güzeller güzeli Şebnem'i bu sefer ana sahnede. Kitap boyunca adı hiç geçmiyor ama biz Kapak Kızı'ndan bu bilgiye vakıfız zaten.

Önceki kitapta Şebnem hakkında olumlu, olumsuz türlü ahkamlar kesiliyordu. Bir Ersin anlatıyordu, bir Selda. Hem onlar sorguluyordu hem de biz. Şebnem niye böyle yaptı? Şebnem niye böyle dedi? Şebnem niye böyle oldu? Şebnem de Şebnem. Ayfer Tunç, alın bu da size kapak olsun der gibi Yeşil Peri Gecesi'ni çıkarmış ortaya. Bu sefer Şebnem anlatıyor, biz dinliyoruz. Bir de onun gözünden izliyoruz yaşananları.

Aynı olay, farklı anlatıcı. Bu durum okuyucu üzerinde tokat gibi bir etki yaratıyor zira bildiğimizi sandığımız birçok şeyi ancak ucundan kıyısından yakalayabildiğimizi anlıyoruz. Ayfer Tunç sanki kitap boyunca bize şunu soruyor: Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ki?

Hakikaten her şeyden nasıl bu kadar emin olabiliyoruz?

Kitabın konusundan kabaca bahsedecek olursak, ortada bir çocuk var; annesi ve babasıyla mutlu mesut yaşarken, bir iş kazası sonucu babasının kolu kopan ve hayatı altüst olan bir çocuk. Sonra bir genç kız var; annesinin müthiş güzelliğini ve bu güzelliğin lanetini miras almış bir genç kız. Sonra bir kadın var; ömrü boyunca arzu nesnesi olmuş ama asla tam olarak sevilememiş, bunu bir türlü hissedememiş bir kadın. Şebnem'in tüm yaşamı var bu kitapta.

Kitap boyunca o çocuk, o genç kız, o kadın ağlıyor, haykırıyor, çığlık atıyor. Sanki hepimizden, yaşadıklarının hesabını soruyor. Bu yüzden okunması pek kolay değil, çok zevkli ama kolay değil. Çünkü empati kurmamak imkansız.

Şebnem ne demiş?

Hayatta yapmak istedikleri son şeyi yapan insanlar sinirli olur.

Olur.

Özetle, yaşamak bir denge meselesidir. Birine aşırı bağlanmak dengesizliktir.

Dengesizliktir.

Kalp kalbe karşı değildir, sadece bazı kalpler bazı kalplere karşıdır (O da her zaman değil).

Hem de hiç değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder